Yaklaşık bir aydır Türkiye'nin ve hatta dünyanın gündemini meşgul eden Gezi Olayları en çok medyayı etkilemiş görünüyor. Gezi Olayları siyasi ve sosyolojik boyutu ile tartışılmaya devam ederken, medya yoğun istifa ve işten çıkarmalarla sarsılıyor.

Son günlerde, birçok medya kurumunda Gezi Olayları nedeniyle istifa ve işten çıkarmalar yaşanıyor. İstifa edenlerin tam sayısına ulaşmak zor.. Ancak sadece üst düzey yönetici ve yazarların istifası ya da işten çıkarılmaları bile medyada yaşanan depremin şiddetini ortaya koyuyor. Öte yandan medyadaki iktidar-medya ilişkileri üzerine tartışmalar yeniden alevleniyor.

Türk Medyası, ilk olarak Gezi Olayları'na yayınlarında yeteri kadar yer vermemekle suçlandı. Bu suçlama protestoya dönüştü ve Türkiye'nin en popüler haber kanallarından NTV'nin önü, binlerce kişinin protesto gösterisine sahne oldu. O dönem Doğuş Medya Grubu Genel Müdürü Cem Aydın protestocularla bir araya gelerek taleplerini dinledi ve NTV kendisine yapılan protestoları canlı yayınla izleyicilerine aktardı.

Gezi Olayları sonrasında Türk medyası, tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyor Kostas Tsironis/Bloomberg

Bu olayın ardından ilk üst düzey yönetici istifası da geldi. Cem Aydın yönetime istifasını verdi. Aydın, 10 yıldan fazla süredir devam ettiği görevinden "Yaşanan son gelişmelerin tüm medyayı olduğu gibi NTV çalışanlarını da üzdüğünün farkındayım. Eleştiriler büyük oranda haklıdır. Bunu herhangi bir nedenle değil vicdanımla söylüyorum" diyerek ayrılma kararını açıkladı.

Aydın'ın istifası Doğuş Yayın Grubu'ndaki depremdi. Artçıları hala devam ediyor.

Bugün NTV Ankara Temsilcisi Nilgün Balkaç ve Program Yapımcısı Çiğdem Anad'ın istifa ettikleri haberi geldi. Kanalın Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özgüner'in ise aynı grup bünyesindeki Star TV'ye içerik grup başkanı olarak atandığı belirtildi. NTV Yayın Koordinatörlüğüne, bir dönem başbakanlık muhabirliği de yapmış olan NTV Haber Müdürü Nermin Yurteri getirildi.

Bir çok çalışan daha olaylar ilk başladığında tepki olarak istifa etmişti. NTV Radyo'da program yapan aynı zamanda dijital içerik sorumlularından Dilara Eldaş da o isimlerden biriydi.

Yayın politikasına karşı tepkisini istifası ile gösteren Eldaş, The Wall Street Journal'a "Kurum içinde kalıp elimizden geldiğince düzgün haberler yapmak tabii ki doğru seçimlerden biri. Kaldı ki ben sesimi en çok sosyal medya haberleri ile duyuruyordum, kendi işimi yapamamam gibi bir durum söz konusu değildi. Ama benim ekol olarak özümsediğim, sayısız eğitiminden geçtiğim bir kurumu protesto etmek için elimde bir tek istifam vardı. Ben de onu verdim" dedi.

Doğuş Grubu'na ait olan NTV Tarih Dergisi'nin Gezi Olayları'nı kapak yaptığı son sayısı yayınlanmadı. Dergi'nin kapatılıp kapatılmadığı konusundaki tek somut açıklama istifa eden NTV Tarih Genel Yayın Yönetmeni Gürsel Göncü'den geldi. Göncü, Radikal Gazetesi'ne verdiği demeçte "Dergi kapatıldığı için kalmak gibi bir şey benim için kabul edilemez. İstifamı bildirdim. Ama ekipteki arkadaşlar ne yapar bilemiyorum. Ailesi olanlar var' dedi.

Yine NTV Dergi Grubu'nu yöneten Neyyire Özkan ayrılma kararı aldı. Doğuş Medya Grubu tarihindeki en önemli işten çıkarma ve istifa furyasını yaşarken diğer medya kuruluşlarında da benzer gelişmeler yaşanıyor.

Habertürk Gazetesi Editörlerinden Kutlu Esendemir yayın politikasını eleştirirken, "Ne yapacağımı bilmiyorum ama ne yapmamam gerektiğini biliyorum" diyerek kurumundan ayrıldığını duyurdu.

Bir televizyonun rejisi. Kostas Tsironis/Bloomberg

Hükümete yakınlığı ile bilinen Sabah Gazetesi'nde sanat yazıları kaleme alan Alper Bahçekapılı önce gazetesinin önünde "Duran Adam" protestosunu gerçekleştirdi, ardından istifa etti.

En yoğun işten çıkarmalardan bir bölümü de Gezi Olayları'ndan kısa bir süre önce Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyduğu işadamı Mehmet Emin Karamehmet'e ait medya kuruluşlarında oldu. TMSF'nin el koymasının ardından Akşam Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya görevden alınırken yerine bir dönem AKP Milletvekilliği de yapan gazeteci Mehmet Ocaktan getirildi.

Ocaktan'ın göreve başlamasının ardından köşe yazarları Gürkan Hacır, Tuğçe Tatari ve Hüsnü Mahalli gibi muhalif yazıları ile bilinen yazarların işine son verildi.

Yine TMSF'nin el koyduğu SKY Türk TV'de ekonomi gazetecisi Murat Sabuncu kurumdan ayrıldı. Program yapımcısı Hilmi Hacaloğlu'nun programı sona erdi. Ciner Grubu'nun TMSF'den aldığı Show TV'de ise ana haber yapımcı ve sunucuları olan Ali Kırca ve Tuba Atav'ın izne çıkarıldığı, iznin ardından kurumlarına geri dönmeyecekleri iddia edildi.

Son olarak Gezi Olayları karşıtı en sert yayınları yapan Yeni Şafak Gazetesi'nin demokrat yazarlarından Kürşat Bumin'in yazıları sonlandırıldı.

Peki bu istifa ve görevden almalar ne anlama geliyor? Türk medyası yeni bir dönüşüm mü yaşıyor?

Türkiye'nin önde gelen iletişim akademisyenlerinden Haluk Şahin'e göre Türk medyası en büyük krizlerinden birini yaşıyor. Şahin sorunların büyük bölümü ana akım medyanın hükümetin baskısı altında susmasından kaynaklandığını vurguluyor ve ekliyor: Türkiye'de ana akım medya büyük kriz yaşıyor. Medyanın büyük bölümü hükümetin elinde rehin durumda.

The Wall Street Journal'a konuşan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Şahin sözlerine şöyle devam ediyor:

"Büyük medya patronları haber yapmayarak daha fazla para kazanabileceklerini, haber yapmayan medya patronları büyük ihaleler aldıklarını gördüler. Gezi Olayları sırasında da görüldü ki ana akım medya demokrasilerde olması gereken asli görevlerini yerine getiremiyor. Medya felç durumda…

Doğuş Grubu Mayıs ayında yılın en önemli özelleştirmelerinden biri olan Galataport ihalesini 702 milyon dolar ile kazandı. Ciner Grubu TMSF'nin el koyduğu Show TV'yi Mayıs ayının sonunda yaklaşık 400 milyon dolara aldı. The Wall Street Journal'ın edindiği bilgilere göre Doğuş-Ciner Grupları, yine TMSF'nin el koyduğu Digiturk'ü almak için ortak teklifte bulunacak.

Bir dönem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın basın danışmanlığını yapan yazar Akif Beki'ye göre ise Türkiye'de iktidar-medya ilişkilerinde yapısal sorunlar var. Ancak yine Beki'ye göre Gezi Olayları özelinde medyada bir sorundan bahsedilemez. "Gezi Olayları'nın ilk birkaç günü medyanın, özellikle haber televizyonlarının tutukluk yaşadıkları doğrudur" diyen Beki, "Ancak bugün itibariyle böyle bir sorun yok. Açın televizyonlaı, tartışmalarda her görüşten insana yer verildiğini göreceksiniz" diye konuştu. Beki, TMSF'nin el koyduğu kurumlardaki işten çıkarmalar konusunda ise "İşsiz kalan meslektaşlarım var. Onlar adına üzgünüm. Bunlar yaşanırken de 'yeni göreve gelenlerin kendi kadroları ile çalışmaya hakkı vardır' demek istemiyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlara göre Gezi Olayları Türk medyasında önemli bir dönüşümün başlangıcını oluşturabilir. Bağımsız medya kuruluşlarından biri olan T24 Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın'a göre son gelişmeler, önlerine tarihsel bir fırsat sunuyor. "Olayların başlamasından bu yana internet sayfamızı ziyaret edenlerin sayısı 4-5 kat arttı" diyen Akın, Türkiye'de alternatif bağımsız kuruluşların kurumsallaşabileceğini belirtiyor ve ekliyor: "Büyük sermaye grupları habercilik açısından söylersek, varlık içinde yokluk çekiyor. Biz ise yokluk içinde varlık çekiyoruz. Finansal bağımsızlık kadar ideolojik bağımsızlığımızı da sağlar, "aktivizm" değil "jurnalizm" yaparsak kurumsallaşabiliriz. Tarihsel bir fırsat önümüzde.

Gezi Olayları yazılı basında tiraj dengelerini de altüst etti. Bağımsız internet kuruluşu olan manset.at'ın yaptığı hesaplamaya göre olayların yoğunlaştığı 27 Mayıs-23 Haziran tarihleri arasında muhalif yayınları ile bilinen Sözcü Gazetesi tirajlarını 57.751 adet artırarak tiraj artışında birinci sıraya oturdu. Sözcü'yü Gezi Olayları'na karşı agresif yayınları ile öne çıkan Yeni Şafak Gazetesi izledi. Yeni Şafak tirajlarını 13.470 adet artırdı.

kerim.karakaya@wsj.com