• The Wall Street Journal

Kırım meselesi Türkiye'yi yol ayrımına götürebilir

  • FERCAN YALINKILIÇ
[image] Agence France-Presse/Getty Images

Kırım'da düzenlenen gösterilerde Kırım Tatarı bir adam elinde 'illegal referandum' yazılı pankartla.

Kırım'da referandumdan Rusya'ya bağlanma kararının çıkması bölgedeki dengelerin Türkiye aleyhine değişmesine neden olabilir. Üyesi olduğu NATO'nun ekonomik, askeri yaptırım kararı Türkiye'nin önemli bir ilişkisini zedeleyebilir. Kırım'daki Tatar nüfus ise Ankara için bir diğer hassas konu

Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi EDAM'ın yayınladığı raporda Kırım gelişmelerinin Türkiye'yi yol ayrımına götürebileceğini söyledi. Can Kasapoğlu ve Doruk Ergun'un kaleme aldığı raporda Türkiye'nin NATO ve Rusya arasında kalabileceği belirtildi. "Eğer (Rusya'ya uygulanacak) ekonomik, ya da daha kötüsü, askeri yaptırımlara katılması istenirse, Ankara kendini müttefikleri ve yeni bulduğu ortağı arasında bulabilir… NATO'nun isteklerini reddetmesi müttefiklerin, Türkiye'nin bağlılığını sorgulamasına neden olabilir. Diğer taraftan NATO'nun önlemlerine destek vermesi ekonomi ve enerji konusunda ortağı ile ilişkileri bozabilir. Her durumda Türkiye önemli bir ilişkisini zedeleyebilir."

Türkiye son 10 yıldır Rusya ile ticaretini ve siyasi ilişkilerini geliştirdi. İstatistik Kurumu verilerine göre Rusya'ya yapılan ihracat 2013'te 6,9 milyar dolara yükselirken, 2003'te 1,4 milyar dolardı. Benzer şekilde ithalat özellikle yapılan enerji alımlarıyla 2013'te 25 milyar dolar yükselirken, 10 yılda 4,57 katına çıkmış oldu.

Türkiye Enerji Piyasası Denetleme Kurulu'nun verilerine göre 2012 yılında Türkiye'nin doğal gaz ithalatının yüzde 58'ini, petrol ithalatının da yüzde 11'ini Rusya'dan yaptı. Ayrıca Rusya, Akkuyu'da Türkiye'nin ilk nükleer santralini de inşa edecek. Bu da Türkiye'nin Rusya'ya olan enerji bağımlılığına başka bir boyut daha katıyor.

Ekonomik açıdan Türkiye, Rusya'nın üyesi olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olmak istediğini daha önce birkaç kez belirtmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, en son Kasım'da Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı basın toplantısında bunu dile getirmişti. "Ben sayın başkanın tabii bu tespitine karşı bir başka tespitle diyorum ki Şangay İşbirliği Teşkilatı'na gelin Türkiye'yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın. Biz bunun yanında Avrasya'daki ülkelerle ilgili de serbest ticaret anlaşmasına varız. Ama dediğim gibi Şangay İşbirliği Teşkilatı olayını daha öncede Sayın Başkana izah etmiştim. Bunu önemsiyoruz."

Ancak Türkiye, Suriye konusunda Rusya ile farklı saflarda yer aldı. Türkiye Beşşar Esad'a karşı tavır takınırken, Rusya ise tam tersine desteklemişti. Rusya, kimyasal silah kullanılmasının "kırmızı çizgisi" olduğunu söyleyen ABD'yi müdahale yapmama konusunda ikna etmiş ve bu silahların yok edilmesini öngören bir anlaşma için arabulucu olmuştu.

Edam raporunda ayrıca Türkiye'nin iki önemli hinterlandı olan Kafkaslar ve Karadeniz'de Rusya'nın politik ve askeri etkisinin giderek arttığına da dikkat çekildi. "Türkiye-Rusya stratejik dengesi değişik jeopolitik bölgelerde Moskova'nın lehine gelişiyor. Kırım bölgesel dengede yeni bir katman oldu. Rusya'ya olan enerji bağımlılığı da dikkate alındığında, Türkiye için kısa vadede daha olumsuz bir statüko bekleniyor."

NATO'dan bugün yapılan açıklamada Kırım'da yapılan "sözde" refarandumun hem kanuna aykırı olduğu hem de meşru bir süreç olmadığı söylendi. "Referandumun yapıldığı şartlar bozuk ve bu yüzden kabul edilebilir değildir. Referandumun aceleyle askeri müdahale altında yapılması bunun göstergesidir. Medyanın baskı ve manipülasyon altında olması ifade özgürlüğünü engellemiş ve oyların kredibilitesini yok etmiştir."

Kırım'da yaşayan Tatarlar, olayları Türkiye için daha da karmaşık hala getiriyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TEPAV'ın raporuna göre Kırım nüfusunun yüzde 13'ünü oluşturan Tatarlar, Batı yanlısı ve Rusya karşıtı bir tutum sergiledi. Hüseyin Raşit Yılmaz'ın raporunda 1994'te Ukrayna'nın nükleer silahlarını teslim etmesi karşılığında imzalanan Budapeşte Mutabakatı'na göre ABD, Rusya ve İngiltere, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü garanti etmişti. Yılmaz'a göre bu mutabakatın bozulması 3 ülkeye farklı görevler yükleyecek: "Pek çok ülke sürecin başından itibaren Kırım'ın işgaline çeşitli düzeylerde tepki gösteriyor. Görünen o ki üç ülkeye diğer ülkelerden farklı sorumluluklar düşmekte. ABD ve İngiltere Budapeşte Mutabakatı'ndaki garantörlükleri, Türkiye ise Kırım Tatarları'na dair hassasiyeti nedeniyle diğer ülkelerden farklı düzeyde tepki gösterme potansiyeli taşıyor. "

Nitekim Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada Kırım'da yapılan referandumu tanımayacağını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada "Türkiye, Kırım'ın asli unsuru olan ve tarihte büyük acılara maruz bırakılmış bulunan soydaş Kırım Tatar Türkleri'nin güvenlik ve esenliğine özel bir önem ve öncelik atfetmektedir. Bu husus uluslararası örgütler nezdinde tarafımızdan her defasında önemle vurgulanmaktadır," dendi.

Copyright 2013 Dow Jones & Company, Inc.

Bu kopya ticari olmayan sadece kişisel kullanım içindir. Dağıtımı ve buradaki metaryellerin kullanımı Üye Anlaşması ve telif hakları kanunuyla korunmaktadır. Ticari kullanım yada birden çok kopya için Dow Jones’a irtibata geçin yada www.djreprints.com’u www.djreprints.com ziyaret edin.